40. Uluslararası Ankara Müzik Festivali, 28 Nisan 2026 Salı akşamı CSO Ada Ankara Ziraat Bankası Ana Salon’da güçlü bir konser gecesine sahne oldu. Sevda-Cenap And Müzik Vakfı tarafından düzenlenen festival kapsamında Ankara’da ilk kez konser veren Tataristan Ulusal Senfoni Orkestrası, sanat yönetmeni ve baş şefi Alexander Sladkovsky yönetiminde dinleyiciyle buluştu.
Program, kültürler arası dengesi güçlü bir seçkiyle hazırlandı. Gecenin ilk bölümünde Türk besteci Ferit Tüzün’ün “Nasrettin Hoca” eseri seslendirildi. Ardından genç Türk piyanist Can Saraç, Béla Bartók’un 3. Piyano Konçertosu ile sahne aldı. Aradan sonra ise orkestra, Pyotr İlyiç Çaykovski’nin 2. Senfonisi ile konseri sürdürdü.
Ancak gecenin asıl etkisi yalnızca programın içeriğinden değil, eserlerin yorumlanış biçiminden doğdu. Daha ilk dakikalardan itibaren salon, alışılmış konser düzeninin ötesine geçen yüksek bir enerjiyle karşılaştı. Orkestranın diri, güçlü ve yer yer teatral yorum dili, dinleyiciyle kısa sürede canlı bir bağ kurdu. Konser ilerledikçe bu bağ daha da güçlendi.
Gecenin dikkat çeken isimlerinden biri, 2007 İstanbul doğumlu genç piyanist Can Saraç oldu. 2025 Uluslararası Klasik Müzik Ödülleri “Keşif Ödülü” sahibi Saraç, Bartók’un 3. Piyano Konçertosu’ndaki yorumuyla yaşının ötesinde bir olgunluk sergiledi. Gösterişe yaslanmayan, yapıyı dağıtmayan, içten ve berrak bir icra ortaya koydu. Bis olarak seslendirdiği Scriabin’in 12. Etüdü ise salonun dikkatini bütünüyle sahneye topladığı özel anlardan biri oldu.
Konserin ardından Point Kültür Sanat’a konuşan Can Saraç, Bartók’un bu eserine ilişkin şunları söyledi:
“Bartók’un 3. Konçertosu’nu aslında çok kısa süre önce, yaklaşık iki hafta önce de çalmıştım. Bu, bestecinin eşine adadığı son konçertosu. Belki de en yoğun ve en melodik olanı.”
Saraç, Rus besteciler arasında en çok Rahmaninov’u sevdiğini, çağdaş piyanistler içinde ise özellikle Nikolay Luganski’yi dikkatle takip ettiğini belirtti.
Konserin ikinci bölümünde Çaykovski’nin 2. Senfonisi, orkestranın ses gücünü, disiplinini ve sahne enerjisini daha belirgin biçimde ortaya çıkardı. Ana program tamamlandığında salondaki alkışlar uzun süre dinmedi. Orkestra sahneye tekrar tekrar döndü. Bir bisin ardından bir bis daha geldi.
Bir noktada şef Alexander Sladkovsky, gülümseyerek seyirciye İngilizce, “I am very sorry, but I have two pieces more” dedi. Salondan kahkaha ve alkış yükseldi.
Gecenin en canlı anları da bundan sonra yaşandı. Müzisyenler çalarken ritim tutarak ayaklarını yere vurmaya ve Tatarca “Alga!” diye seslenmeye başladı. “İleri!” anlamına gelen bu ifade, kısa sürede salonun da eşlik ettiği ortak bir coşkuya dönüştü. Böylece konser, sahneyle dinleyici arasındaki mesafenin neredeyse silindiği özel bir ana evrildi.
Gece sonunda toplam dört bis yapıldı. Orkestra üyeleri de konser sonrasında bunun alışılmadık bir durum olduğunu ifade etti.
Point Kültür Sanat’a konuşan Alexander Sladkovsky, gecenin ruhunu şu sözlerle özetledi:
“Müzik, çeviri gerektirmeyen tek sanattır. Bu yüzden müzisyenler her zaman bir anlamda kültürel elçiler olmuştur.”
Ankara’daki konser, bu sözlerin yalnızca zarif bir cümle olmadığını; sahnede, salonda ve alkışlarda karşılığını bulduğunu gösterdi.
Konserin ardından Rusya’nın Türkiye Büyükelçisi Sergey Verşinin, sahneye çıkarak şef Alexander Sladkovsky’ye çiçek takdim etti.
Sladkovsky, bu tür turnelere yalnızca konser dizisi olarak bakmadığını da belirtti:
“Müzik dünyası aslında çok küçük. Herkes birbirini tanıyor. Yeni bir pencere açtığımız için mutluyum. Yılbaşından önce bu festivalde yer almayı planlamıyorduk bile. Benim için burası tam anlamıyla terra incognita. Çok ilginç bir deneyim.”
Gecenin akılda kalan ayrıntılarından biri sahnede değil, fuayedeydi. Ara sırasında bir dinleyici, topuğu kırılan ayakkabılarını eline almış, çıplak ayakla dolaşıyordu. Buna rağmen konserden ayrılmayı aklından bile geçirmemişti. “Ayakkabımın topuğu kırıldı ama böyle bir konseri yarıda bırakamam" sözleri, gecenin salonda yarattığı etkiyi tek başına anlatmaya yetiyordu.
Konserin bir başka sembolik anı da Sladkovsky’nin Ankara’daki Rus Müziği Müzesi TEREM için yaptığı jest oldu. Ünlü şef, imzalı batonunu müzeye hediye etti. Müzeyi ziyaret etmeyi çok istediğini, ancak bu gelişinde küçük oğluyla birlikte olduğu için kaleye gitmeyi göze alamadığını ve ziyareti bir sonraki Ankara programına bıraktığını söyledi.
Tataristan Ulusal Senfoni Orkestrası’nın Ankara konseri, 40. Uluslararası Ankara Müzik Festivali’nin yalnızca program kayıtlarına geçen başarılı bir etkinliği olmadı. Aynı zamanda müziğin, dili ve mesafeyi aşan gücünün sahici bir karşılığı olarak hafızalara yerleşti.
Point Kültür Sanat Haber | Aliona Palazhchenko




