Sanayi, kültür ve yaşam kalitesi aynı cümlenin içinde okunmadıkça; şehir büyür, fakat gerçek bir “şehir” olamaz.
Kocaeli’de sabahın ilk ışığı bazen denize değil, bacaların ritmine düşer. Vardiya servisleri geçer, liman vinçleri kıpırdar, OSB yolları bir dev organizmanın damarları gibi dolar boşalır. Bu şehirde “üretim” soyut bir kelime değildir; gürültüsü, kokusu, temposu olan somut bir gerçekliktir.
İşte bu yüzden 79/500 bir istatistiki oran değil, bir şehir kimliği cümlesidir: İSO 500 (2024) listesinde Kocaeli’de üretim yapan 79 firma bulunuyor. Bu, Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşunun %15,8’inin üretim omurgasının Kocaeli’de attığı anlamına gelir. Üstelik ilk 10’da Kocaeli’nin ağırlığı hissedilir.
Bunu “başarı” diye alkışlayıp geçmek kolay. Asıl mesele şu: Bu yoğunluk, Kocaeli’ye yalnızca güç değil, geleceği tasarlama sorumluluğu da yüklüyor.
Kocaeli bir “sanayi kenti” olmaktan öte, Türkiye’nin üretim sisteminin en yoğun düğüm noktalarından biridir. Ve düğüm noktaları yalnızca çelikle, betonla, lojistikle ayakta kalmaz; kültürle, eğitimle, sanatla ayakta kalır.
2024’ün sert gerçeği: Nominal büyüme ama reel daralma; satış var ama kâr yok
İSO 500, 2024 verilerine baktığımızda nominal büyüyen ama reel daralan; satış yapan ama kârlılığı sert düşen bir sanayi fotoğrafı görüyoruz. Rakamların dili açık:

Finansal açıdan tablo çok net. 2024’te satışlar TL bazında büyümüş görünüyor ama enflasyonun gerisinde kaldığı için reel tarafta büyüme yok. Üretimden net satışlar 6,37 trilyon TL’den 8,69 trilyon TL’ye çıkmış (%36,3), fakat Yİ-ÜFE ortalaması %41,10 olduğu için reel olarak %3,4 gerileme görünüyor. Net satışlar 7,50 trilyon TL’den 10,27 trilyon TL’ye yükselmiş (%36,87), reel karşılığı ise -%3,0. Buna karşın brüt katma değer 1,75 trilyon TL’den 2,69 trilyon TL’ye çıkmış (%53,46), bu da reel olarak +%8,76’lık artışa işaret ediyor; yani değer üretilmiş ama kâra dönüşümü zayıflamış. Çünkü vergi öncesi kâr 645,02 milyar TL’den 267,42 milyar TL’ye düşmüş (-%58,54; reel -%70,62), FAVÖK ise 1,18 trilyon TL’den 1,32 trilyon TL’ye nominal %12,13 artsa da reel olarak -%20,53 gerilemiş. Bilanço tarafında özkaynak 4,82 trilyon TL’den 6,34 trilyon TL’ye çıksa da (%31,61) reel olarak -%6,72 düşmüş görünüyor; aktif toplam 8,83 trilyon TL’den 12,16 trilyon TL’ye yükselmesine rağmen (%37,72) reel karşılığı -%2,39. Özetle: ciro şişmiş, kâr sıkışmış, sermaye gücü reel olarak zayıflamış; şirketlerin “satış yapıyorum ama nefes alamıyorum” dediği finansal iklim tam olarak bu fotoğraftır.
Bu tablo, çok basit bir mesaj veriyor: Ölçek büyüyor gibi görünse de “kârın zemini” kayıyor. 2024 gibi bir yılda “çok satmak” tek başına yetmemiş; maliyet, enerji, finansman ve verimlilik baskısı altında ayakta kalabilmek esas meseleye dönüşmüş durumda.
(Not: Hesaplamalar, İSO 500’de veri paylaşan kuruluşların yayınlanan tablolarına dayanır. Bu nedenle, veri paylaşmayan kuruluşlar eklendiğinde hem toplamlar hem de kârlılık oranları/dağılımlar değişebilir; burada sunulan çerçeve, açıklanan veri setinin resmidir.)
Kocaeli’de durum: Ölçek büyük ama bu tek başına yetmez
Kocaeli’nin sanayi yoğunluğu yüksek olduğu için 2024’ün baskısı muhtemelen burada daha “yüksek” hissedildi. Bu şehirde rekabet artık bir “verimlilik projesi” meselesi olmaktan çıktı; varlık şartı durumuna dönüştü.
Bu noktayı tek kelimeyle özetleyelim: Yalınlık.
- İsrafı azaltmak
- Akışı kurmak
- Kaliteyi ilk seferde doğru yapmak
- Enerji ve finansman baskısında dayanıklı olmak
- Talep dalgalandığında dağılmamak
Yalınlık; “daha hızlı üretelim” diyen dar bakışlı bir hedef değildir. Asıl anlamı şudur: İnsanı yormayan, kaynakları israfla tüketmeyen, şoklara dayanıklı bir sistem kurmak. Bugünün dünyasında bunun adı yalnız verimlilik değil, dayanıklılıktır.
Evet bunlar “çekirdek hijyen” gibi önlemler ve de gerçekten şart ama yeterli değil. 2026–2028 konjonktüründe (yüksek finansman maliyeti, enerji/jeopolitik riskler, tedarik zinciri kırılganlığı, regülasyon/karbon baskısı, yetenek krizi, Çin kaynaklı fiyat rekabeti, talep dalgalanması) asıl oyun tek tek KPI’ları iyileştirmekten çok, şirketin “dayanıklılık + değer yaratma mimarisini” yeniden kurmak gerekiyor.
2026–2028’in sert gerçeği şu olacak: tek tek KPI’ları parlatmak artık yetmeyecek; Şirketin dayanıklılık ve değer yaratma mimarisini yeniden kurmak gerekecek.
Çünkü bu dönemde cirosal büyümek, çoğu zaman değersel büyümek anlamına gelmiyor; hatta nakit üretmeyen büyüme “çalışarak fakirleşmeye” dönebiliyor. Yüksek finansman maliyetiyle stok, bir varlık olmaktan çıkıp faiz yiyen bir yük haline geliyor; en pahalı israf çoğu şirkette fire değil, duruş oluyor. Tedarik zinciri maliyet optimizasyonu değil, kesintiye karşı güvenlik mimarisi gerektiriyor; enerji ve karbon ise artık “gider kalemi” olmaktan çıkıp pazara girişin koşulu haline geliyor. Çin kaynaklı fiyat baskısına cevap yalnızca ucuzlamak değil; doğru segment seçmek, ürün çeşitliliğini yalınlaştırmak ve değişen talebe hızla uyum sağlamak. Dijital dönüşüm, rapor ekranlarını çoğaltmak değil; karar kalitesini ve hızını artırmaktır. Yeteneği tutmak da yalnızca İK konusu değil; belirsizliği azaltan, adaleti güçlendiren, insanı yormayan bir yönetim sistemi meselesi.
Bu yüzden yeni rekabet avantajı, “en çok üreten”de değil; en hızlı öğrenen, kesintide durmayan, nakdi kilitlemeyen ve aynı emeği tasarım/ürünleştirme ile daha değerli çıktıya dönüştürebilen işletmelerde toplanıyor.
Kocaeli’nin ihracatına iki pencereden bakabiliriz: Sayılar değişebilir, mesaj değişmez
Kocaeli’nin 2024 ihracatında iki farklı “ölçüm penceresi” karşımıza çıkar:
- TİM’in Türkiye geneli özetinde Kocaeli, “en fazla ihracat yapan iller” arasında 32 milyar dolar ile ikinci sırada anılır.
- TİM verilerine dayandırılan başka bir okumada Kocaeli’nin 2024 ihracatı 20,399 milyar dolar olarak verilir ve 2023’e göre %9 artış vurgulanır.
Bu tür farklar genellikle “faaliyet ili / firma merkezi / gümrük çıkış ili” gibi sınıflandırma farklarından doğar. Stratejik okuma açısından mesaj değişmez.
Kocaeli, Türkiye’nin ihracat liginde ilk iki şehirden biridir.
Sektör kırılımı, Kocaeli’nin ihracat kaslarının nerede olduğunu da açıkça gösterir:
- Otomotiv: 9,673 milyar $ (2023’e göre %14 artış)
- Kimya: 5,212 milyar $ (%3 artış)
- Çelik: 1,163 milyar $
- Demir ve demir dışı metaller: 1,156 milyar $
- Elektrik–elektronik: 1,006 milyar $
Pazar tarafında öne çıkan ülkeler şöyledir:
- Birleşik Krallık: 2,58 milyar $
- Slovenya: 1,79 milyar $
- İtalya: 1,40 milyar $
- Almanya ve Fransa da başlıca pazarlar arasındadır.
Bu tablo, Kocaeli’nin sadece “çok üreten” değil, aynı zamanda dış talep dalgalarına duyarlı bir şehir olduğunu anlatır. Otomotiv ve kimya gibi sektörler; küresel talep, regülasyon, enerji maliyetleri ve finansman koşullarına karşı daha hassastır. Dolayısıyla 79/500, bir yandan güç; diğer yandan dış şok hassasiyeti demektir.
79/500’ü doğru okumak: Mesele “daha fazla fabrika” değil, “daha fazla şehir kapasitesi”
79/500 ne demek? bunu sadece “Pay” olarak değil, “yoğunluk” olarak okumak gerek. 79/500 = %15,8. Yani Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşunun yaklaşık altıda biri Kocaeli’de üretim yapıyor.
Kocaeli’nin nüfusu 2.130.006 Türkiye'nin nüfusu ise 85.664.944 kişi. Bu iki veriyi birlikte okuyunca tablo daha çarpıcı oluyor. Kocaeli, Türkiye nüfusunun yaklaşık %2,5’i iken İSO 500’deki üretim varlığı %15,8; yani yaklaşık 6,35 kat “büyük sanayi yoğunluğu”. Bu yoğunluğun bir kısmı “ağır sanayi + ihracat + lojistik” bileşiminden geliyor; ama asıl kritik mesaj şudur:
Kocaeli ölçeği büyüten bir şehir (rafineri, otomotiv, kimya, metal, cam vb.). Nitekim İSO 500’de ilk sırada TÜPRAŞ, ikinci sırada Ford Otomotiv yer alıyor.
Kocaeli’de 79/500 gibi bir sanayi yoğunluğu ilk bakışta “daha fazla üretim, daha fazla fabrika” çağrışımı yapsada 2024’ün kârlılık, maliyet, finansman ve dış talep baskısı altında asıl kritik mesele; üretimin kendisinden çok üretimi taşıyan şehir kapasitesini büyütmektir.
Bu kapasite; sadece OSB’ler, makineler, limanlar ve yollar değildir. Şunlardır:
- Doğru insanı çekip şehirde tutan yaşam kalitesi
- Kurumların sorunları daha hızlı ve doğru çözmesini sağlayan öğrenme kültürü
- Tasarım ve yaratıcılıkla “aynı emeği daha değerli ürüne” çevirebilen ürünleştirme aklı
- Tedarik ve işbirliği ağlarında “herkesin birbirine güvenebildiği” sosyal sermaye
- Şehrin kendini dünyaya anlatabildiği anlamlı bir hikâye
Rekabet, yalnızca “daha çok satmak” değil; talep dalgalandığında dağılmamak, enerji ve finansman baskısında ayakta kalmak, tedarik kırıldığında durmamak ve bütün bunları yaparken insanı yormayan bir sistem kurabilmektir.
Bunun adı yalnız verimlilik değil: dayanıklılıktır.

Kültür–sanat: Kocaeli için “lüks” değil, dayanıklılığın altyapısıdır
Kocaeli gibi bir şehirde kültür–sanat, tam da bu nedenle “lüks” olmaktan çıkar; dayanıklılığın altyapısı haline gelir.
Çünkü kültür;
- Yetenekli insanların yaşamak isteyeceği bir şehir iklimi kurar,
- Kurumlara merak, dikkat, eleştirel düşünme ve yaratıcı problem çözme gibi görünmez ama kıymetli kaslar kazandırır,
- Sanayi, akademi, yerel yönetim, sanatçı ve toplum arasında ortak bir dil ve güven zemini oluşturur.
Bu yüzden sanayi–kültür ilişkisini “sponsorluk” diye daraltmak yerine, şehrin geleceğine yapılan kapasite yatırımı olarak düşünmek daha doğrudur:
- İyi tasarlanmış eğitim ve gençlik programları
- Tasarım–üretim buluşmaları
- Üretim hafızasını belgeleyen arşiv ve sergiler
- Çalışanlar ve aileler için kültürel erişimi artıran düzenli mekanizmalar
Bunlar hem sanayinin rekabet gücünü güçlendirir, hem şehrin toplumsal yararını büyütür.
Sanayi gücünü “anlam gücü”ne bağlayan bir köprü gerekiyor
Point Kültür Sanat’ın katkısı, bu fikri “yüksek iddia”dan çıkarıp, insanı yormayan bir sadelikle bir araya getiren, kolaylaştıran ve kalıcılaştıran bir köprü kurma düşüncesidir.
- Farklı paydaşların iyi niyetini ölçülebilir, sürdürülebilir programlara dönüştürmek
- Sanayi–kültür–eğitim hattında güven ve ortak dil üretmek
- Kocaeli’nin üretim hafızasını çağdaş bir anlatıya dönüştürmek
Bu sayede çalışıp başarabileceğimiz Uluslararası Kocaeli Kültür–Sanat Bienali ve Uluslararası Kocaeli Sanat Fuarı gibi büyük hedefler; birkaç haftalık bir vitrin olmaktan çıkıp yıl boyu yaşayan bir şehir öğrenme ve buluşma ekosistemine dönüşebilir.
İşbirliği çağrısı
Kocaeli’de üretim yapan kurumlar olarak, OSB yönetimleri, yerel yönetimler, üniversiteler, vakıflar, sanatçılar ve gönüllülerle; ölçülebilir etki üreten, itibarı güçlendiren, gençlere dokunan ve şehirde kalma arzusunu artıran ortak programlar tasarlamak gerekiyor.
79/500 bir güç göstergesi değil, bir gelecek tasarımı çağrısıdır
2024, ölçeğin tek başına yetmediğini öğretti. Kocaeli’nin sanayi ağırlığı büyük; ama bu ağırlık aynı zamanda dış şok hassasiyeti, kârlılık baskısı ve finansman gerilimi demek.
Kocaeli’nin dayanıklılığı; yalnız makinelerle değil, insanla, kültürle, öğrenme kapasitesiyle ve ortak hikâyeyle büyür.
Üretimi büyüttük. Şimdi şehrin ruhunu, estetiğini ve ortak hafızasını da büyütme zamanı.



