Disiplinler: Kültür Sanat, Resim, Estetik İlgili Maddeler: Soyut Sanat, Figüratif Resim, Temsil, Biçim, Renk, Kübizm, Kandinsky Görsel: Wassily Kandinsky, Small Worlds II — Met Open Access koleksiyonundan.
Soyutlama, görünen gerçekliğin seçilmesi, sadeleştirilmesi, dönüştürülmesi veya temel görsel ilişkilerine indirgenmesi sürecidir. Soyutlama ile soyut sanat aynı şey değildir: figüratif bir eser yüksek ölçüde soyutlanmış olabilir; soyutlama, temsil ile soyut sanat arasında geniş bir alan oluşturur.

Disiplinler: Kültür Sanat, Resim, Estetik İlgili Maddeler: Soyut Sanat, Figüratif Resim, Temsil, Biçim, Renk, Kübizm, Kandinsky Görsel: Wassily Kandinsky, Small Worlds II — Met Open Access koleksiyonundan.
Bu maddenin disiplinleri, ilişkili maddeleri ve onların birbiriyle bağları. Düğümleri sürükleyebilir, yakınlaştırabilir; bir maddeye dokunarak haritada gezinebilirsiniz.

A. Aydın Baykara (Abdullah Aydın Baykara; d. 1954, Ankara), suluboya başta olmak üzere yağlıboya ve karışık tekniklerle çalışan çağdaş Türk ressamdır. Doğa, deniz, kıyı, tekne, balık ve çiçek gibi tanınabilir motifleri doğrudan kopyalamak yerine bellekte ve hayal gücünde yeniden kurar. Suluboyalarında saydam renk alanları, akışkan lekeler ve belirgin çizgiler arasında kurduğu denge; figüratif görünüm ile soyutlama arasındaki geçişleri belirler. 1970’li yıllardan bugüne uzanan üretimini sergiler, sanatçı örgütleri ve 2002’de kurduğu **TurkishPaintings.com** çevresindeki çalışmalarla sürdürmüştür.

Biçim, bir sanat yapıtındaki çizgi, renk, ton, yüzey, doku, şekil, hacim, kütle, boşluk, mekân ve benzeri görsel unsurların belirli ilişkiler içinde örgütlenmesiyle ortaya çıkan algılanabilir yapıdır. Yalnızca bir eserin “nasıl göründüğünü” değil, görünen şeylerin nasıl düzenlendiğini, birbirleriyle nasıl ilişki kurduğunu ve çoğu durumda içeriğin nasıl anlam kazandığını belirleyen temel sanat kavramlarından biridir. Bir sanat eserinin konusu bize çoğu zaman neye baktığımızı söyler; biçimi ise onu nasıl gördüğümüzü ve nasıl anlamlandırmaya yönlendirildiğimizi belirler.

Figüratif resim, görünen dünyayla tanınabilir bağını koruyan; insan, nesne, hayvan veya mekân gibi gerçeklik referanslarının seçilebildiği resim anlayışıdır. Figüratif olmak, fotoğrafik gerçekçilik anlamına gelmez; biçimler yoğun biçimde sadeleştirilebilir veya dönüştürülebilir.

Hasan Pekmezci, (1945, Üzümlü, Beyşehir, Konya), çağdaş Türk resminin özellikle resim, özgün baskıresim ve sanat eğitimi alanlarında uzun soluklu üretimiyle tanınan ressam, akademisyen, sanat eğitimcisi ve yazardır. Yağlıboya, akrilik, serigrafi, gravür ve farklı baskı tekniklerinde çalışan Pekmezci’nin sanatında yaşam, insan, doğa, kent, kalabalıklar, kuşlar, kafesler, merdivenler ve zaman tekrar eden izleklerdir. Gazi Eğitim Enstitüsü ile Hacettepe Üniversitesi’nde baskıresim atölyelerinin kurulmasına katkıda bulunmuş; sanatçı kimliğini öğretme, araştırma ve atölye kültürüyle birlikte geliştirmiştir. Onun sanatındaki ayırt edici yön, biçim ve tekniği kendi başına amaçlaştırmak yerine **yaşanmışlık, gözlem, toplumsal duyarlık ve kişisel bellekle** ilişkilendirmesidir.

Renk, ışığın görsel algıda oluşturduğu ve resim sanatında biçim, mekân, vurgu, ritim, atmosfer ve ifade kurmak için kullanılan temel plastik öğedir. Resimde renk yalnız görünen nesnenin rengini aktarmak için değil, kendi başına görsel ilişki kurmak için de kullanılabilir.

Soyut sanat, görünen gerçekliğin doğru ve tanınabilir betimini temel amaç olarak benimsemeyen; renk, çizgi, biçim, yüzey, ritim ve hareket gibi görsel öğeleri kendi ilişkileri içinde öne çıkaran sanatın genel adıdır. Tek bir akım değil, farklı hareket ve yaklaşımları kapsayan geniş bir sanat alanıdır.